| TÜRK MEDENİ KANUNU BOŞANMAYA
İLİŞKİN HÜKÜMLER
BOŞANMA
A. Boşanma sebepleri
I. Zina
MADDE 161.- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı
ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
MADDE 162.- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi
veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir
davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı
ay ve her halde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı
düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
MADDE 163.- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz
bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer
eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.
IV. Terk
MADDE 164.- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini
yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep
olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş
ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim tarafından yapılan ihtar
sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini
ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak
konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hakim, esası incelemeden yapacağı
ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve
dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar
gerektiğinde ilan yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli
sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan
sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.
V. Akıl hastalığı
MADDE 165.- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer
eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı
resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası
açabilir.
VI. Evlilik birliğinin sarsılması
MADDE 166.- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek
derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası
açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise,
davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz,
hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında
davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya
karar verilebilir.
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir
eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden
sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin
tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat
getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda
taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların
ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü
değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde
boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı
hükmü uygulanmaz.
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine
karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl
geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa
evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi
üzerine boşanmaya karar verilir.
B. Dava
I. Konusu
MADDE 167.- Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse
ayrılık isteyebilir.
II. Yetki
MADDE 168.- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden
birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte
oturdukları yer mahkemesidir.
III. Geçici önlemler
MADDE 169.- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı
süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin
mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici
önlemleri re'sen alır.
C. Karar
I. Boşanma veya ayrılık
MADDE 170.- Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hakim boşanmaya veya ayrılığa
karar verir.
Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez.
Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı
bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir.
II. Ayrılık süresi
MADDE 171.- Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir.
Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.
III. Ayrılık süresinin bitimi
MADDE 172.- Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer.
Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar
ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur.
IV. Boşanan kadının kişisel durumu
MADDE 173.- Boşanma halinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu
korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden
önce dul idiyse hakimden bekarlık soyadını taşımasına izin verilmesini
isteyebilir.
Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve
bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hakim,
kocasının soyadını taşımasına izin verir.
Koca, koşulların değişmesi halinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.
V. Boşanmada tazminat ve nafaka
1. Maddi ve manevi tazminat
MADDE 174.- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen
kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi
tazminat isteyebilir.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan
taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda
bir para ödenmesini isteyebilir.
2. Yoksulluk nafakası
MADDE 175.- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır
olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz
olarak nafaka isteyebilir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi
MADDE 176.- Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun
gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.
Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı
tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden
kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması,
yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde
mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği
hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Hakim, istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat
veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına
göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
4. Yetki
MADDE 177.- Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının
yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
5. Zamanaşımı
MADDE 178.- Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları,
boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına
uğrar.
VI. Mal rejiminin tasfiyesi
1. Boşanma halinde
MADDE 179.- Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin
hükümler uygulanır.
2. Ayrılık halinde
MADDE 180.- Ayrılığa karar verilirse mahkeme, ayrılığın süresine ve eşlerin
durumlarına göre aralarında sözleşmeyle kabul edilmiş olan mal rejiminin
kaldırılmasına karar verebilir.
VII. Miras hakları
MADDE 181.- Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar
ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine
sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.
Boşanma davası devam ederken, ölen davacının mirasçılarından birisinin
davaya devam etmesi ve davalının kusurunun ispatlanması halinde de yukarıdaki
fıkra hükmü uygulanır.
VIII. Çocuklar bakımından ana ve babanın hakları
1. Hakimin takdir yetkisi
MADDE 182.- Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça
ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet
makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk
ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.
Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin
düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından
yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü
oranında katılmak zorundadır.
Hakim, istem halinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin
gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda
ödeneceğini karara bağlayabilir.
2. Durumun değişmesi
MADDE 183.- Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi
veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hakim, re'sen
veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.
D. Boşanmada yargılama usulü
MADDE 184.- Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tabidir:
1. Hakim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına
vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.
2. Hakim, bu olgular hakkında gerek re'sen, gerek istem üzerine taraflara
yemin öneremez.
3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hakimi bağlamaz.
4. Hakim, kanıtları serbestçe takdir eder.
5. Boşanma veya ayrılığın fer'i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hakim
tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.
6. Hakim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına
karar verebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
EVLİLİĞİN GENEL HÜKÜMLERİ
A. Haklar ve yükümlülükler
I. Genel olarak
MADDE 185.- Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur.
Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına,
eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler.
Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.
II. Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma
MADDE 186.- Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.
Birliği eşler beraberce yönetirler.
Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile
katılırlar.
III. Kadının soyadı
MADDE 187.- Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme
memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının
soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan
kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.
B. Birliğin temsili
I. Eşlerin temsil yetkisi
MADDE 188.- Eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin
sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder.
Ailenin diğer ihtiyaçları için eşlerden biri, birliği ancak aşağıdaki
hallerde temsil edebilir:
1. Diğer eş veya haklı sebeplerle hakim tarafından yetkili kılınmışsa,
2. Birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunur ve diğer eşin
hastalığı, başka bir yerde olması veya benzeri sebeplerle rızası alınamazsa.
II. Sorumluluk
MADDE 189.- Birliği temsil yetkisinin kullanıldığı hallerde, eşler üçüncü
kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar.
Eşlerden her biri, birliği temsil yetkisi bulunmaksızın yaptığı işlemlerden
kişisel olarak sorumludur. Ancak, temsil yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak
şekilde aşılması halinde eşler müteselsilen sorumludurlar.
III. Temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlanması
MADDE 190.- Eşlerden biri birliği temsil yetkisini aşar veya bu yetkiyi
kullanmada yetersiz kalırsa hakim, diğer eşin istemi üzerine temsil yetkisini
kaldırabilir veya sınırlayabilir. İstemde bulunan eş, temsil yetkisinin
kaldırıldığını veya sınırlandığını, üçüncü kişilere sadece kişisel duyuru
yoluyla bildirebilir.
Temsil yetkisinin kaldırılmasının veya sınırlanmasının iyiniyetli üçüncü
kişilere karşı sonuç doğurması, durumun hakimin kararıyla ilan edilmesine
bağlıdır.
IV. Temsil yetkisinin geri verilmesi
MADDE 191.- Temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına ilişkin
karar, koşullar değiştiğinde eşlerden birinin istemi üzerine hakim tarafından
değiştirilebilir.
İlk karar ilan edilmiş ise, değişikliğe ilişkin karar da ilan olunur.
C. Eşlerin meslek ve işi
MADDE 192.- Eşlerden her biri, meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini
almak zorunda değildir. Ancak, meslek ve iş seçiminde ve bunların yürütülmesinde
evlilik birliğinin huzur ve yararı göz önünde tutulur.
D. Eşlerin hukuki işlemleri
I. Genel olarak
MADDE 193.- Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri
ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir.
II. Aile konutu
MADDE 194.- Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu
ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya
aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen
eş, hakimin müdahalesini isteyebilir.
Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne
konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir.
Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin
tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline
gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.
E. Birliğin korunması
I. Genel olarak
MADDE 195.- Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi
veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi
halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler.
Hakim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır
ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir.
Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen
önlemleri alır.
II. Eşler birlikte yaşarken
MADDE 196.- Eşlerden birinin istemi üzerine hakim, ailenin geçimi için
her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler.
Eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması, diğer eşin işinde karşılıksız
çalışması, katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.
Bu katkılar, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.
III. Birlikte yaşamaya ara verilmesi
MADDE 197.- Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği
veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama
hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden
birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut
ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin
önlemleri alır.
Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan
kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi
üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.
Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hakim, ana ve baba ile çocuklar
arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır.
IV. Borçlulara ait önlemler
MADDE 198.- Eşlerden biri, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü
yerine getirmezse, hakim onun borçlularına, ödemeyi tamamen veya kısmen
diğer eşe yapmalarını emredebilir.
V. Tasarruf yetkisinin sınırlanması
MADDE 199.- Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden
doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden
birinin istemi üzerine hakim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili
tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir.
Hakim bu durumda gerekli önlemleri alır.
Hakim, eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa,
re'sen durumun tapu kütüğüne şerhedilmesine karar verir.
VI. Durumun değişmesi
MADDE 200.- Koşullar değiştiğinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine
kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan önlemi
kaldırır.
VII. Yetki
MADDE 201.- Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda
yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
Eşlerin yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de önlem alınması isteminde
bulunmuş ise, yetkili mahkeme ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesidir.
Önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması konusunda yetkili
mahkeme, önlem kararını veren mahkemedir. Ancak, her iki eşin de yerleşim
yeri değişmişse, yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yeni yerleşim
yeri mahkemesidir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
EŞLER ARASINDAKİ MAL REJİMİ
BİRİNCİ AYIRIM
GENEL HÜKÜMLER
A. Yasal mal rejimi
MADDE 202.- Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması
asıldır.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini
kabul edebilirler.
B. Mal rejimi sözleşmesi
I. Sözleşmenin içeriği
MADDE 203.- Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir.
Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde
seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.
II. Sözleşme ehliyeti
MADDE 204.- Mal rejimi sözleşmesi, ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar
tarafından yapılabilir.
Küçükler ile kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadırlar.
III. Sözleşmenin şekli
MADDE 205.- Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde
yapılır. Ancak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini
seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler.
Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince
imzalanması zorunludur.
C. Olağanüstü mal rejimi
I. Eşlerden birinin istemi ile
1. Karar
MADDE 206.- Haklı bir sebep varsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine,
mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir.
Özellikle aşağıdaki hallerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilir:
1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş
olması,
2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye
düşürmüş olması,
3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması
için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,
4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık
malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,
5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.
Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun yasal
temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.
2. Yetki
MADDE 207.- Yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
3. Mal ayrılığına geçişten dönme
MADDE 208.- Eşler, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki
veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler.
Mal ayrılığına geçici gerektiren sebebin ortadan kalkması halinde hakim,
eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir.
II. Cebri icra halinde
1. İflasta
MADDE 209.- Mal ortaklığını kabul etmiş olan eşlerden birinin iflasına
karar verildiği takdirde, ortaklık kendiliğinden mal ayrılığına dönüşür.
2. Hacizde
MADDE 210.- Mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birine karşı icra takibinde
bulunan alacaklı, haczin uygulanmasında zarara uğrarsa, hakimden mal ayrılığına
karar verilmesini isteyebilir.
Alacaklının istemi her iki eşe yöneltilir.
Yetkili mahkeme, borçlunun yerleşim yeri mahkemesidir.
3. Eski rejime dönme
MADDE 211.- Alacaklı tatmin edildiği takdirde eşlerden birinin istemi
üzerine hakim, mal ortaklığının yeniden kurulmasına karar verebilir.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş mallara katılma rejimini kabul
edebilirler.
III. Önceki rejimin tasfiyesi
MADDE 212.- Mal ayrılığına geçildiği takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça,
eşler arasında önceki mal rejiminin tasfiyesi, bu rejime ilişkin hükümlere
göre yapılır.
D. Alacaklıların korunması
MADDE 213.- Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin
tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının, üzerinden
haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakamaz.
Kendisine böyle mallar geçmiş olan eş, borçlardan kişisel olarak sorumludur;
ancak, söz konusu malların borcu ödemeye yetmediğini ispat ettiği takdirde,
bu ölçüde kendisini sorumluluktan kurtarabilir.
E. Mal rejiminin tasfiyesi davalarında yetki
MADDE 214.- Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine
ilişkin davalarda, aşağıdaki mahkemeler yetkilidir:
1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri
mahkemesi,
2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hakim tarafından mal ayrılığına
karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme,
3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi.
F. Bir eşin mallarının diğeri tarafından yönetimi
MADDE 215.- Eşlerden birinin açık veya örtülü olarak mallarının yönetimini
diğer eşe bırakması halinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça vekalet hükümleri
uygulanır.
G. Envanter
MADDE 216.- Eşlerden her biri, diğerinden her zaman mallarının envanterinin
resmi senetle yapılmasını isteyebilir.
Bu envanter, malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde yapılmışsa,
aksi ispatlanmış olmadıkça bu envanterin doğru olduğu kabul edilir.
H. Eşler arasındaki borçlar
MADDE 217.- Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez.
Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi, borçlu eşi evlilik birliğini
tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacaksa, bu eş ödeme
için süre isteyebilir. Durum ve koşullar gerektiriyorsa, hakim istemde
bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar.
İKİNCİ AYIRIM
EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA
A. Mülkiyet
I. Kapsamı
MADDE 218.- Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden
her birinin kişisel mallarını kapsar.
II. Edinilmiş mallar
MADDE 219.- Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince
karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.
Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:
1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele
yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
4. Kişisel mallarının gelirleri,
5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.
III. Kişisel mallar
1. Kanuna göre
MADDE 220.- Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:
1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin
sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma
yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
3. Manevi tazminat alacakları,
4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.
2. Sözleşmeye göre
MADDE 221.- Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya
işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken
malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş
mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.
IV. İspat
MADDE 222.- Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden
kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde
sayılır.
Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul
edilir.
B. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
MADDE 223.- Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş
mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta
bulunma hakkına sahiptir.
Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı
mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz.
C. Üçüncü kişilere karşı sorumluluk
MADDE 224.- Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur.
D. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye
I. Sona erme anı
MADDE 225.- Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin
kabulüyle sona erer.
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya
mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde, mal rejimi dava
tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
II. Malların geri alınması ve borçlar
1. Genel olarak
MADDE 226.- Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.
Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda
öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı
olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden
kendisine verilmesini isteyebilir.
Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler.
2. Değer artış payı
MADDE 227.- Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine
veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa,
tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında
alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine
göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki
değeri esas alınır.
Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer
eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.
Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri
gibi, pay oranını da değiştirebilirler.
III. Eşlerin paylarının hesaplanması
1. Kişisel malların ve edinilmiş malların ayrılması
MADDE 228.- Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal rejiminin
sona ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır.
Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış
olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat,
toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım
kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal
rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye
çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak
hesaba katılır.
2. Eklenecek değerler
MADDE 229.- Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir:
1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde
diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız
kazandırmalar,
2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını
azaltmak kastıyla yaptığı devirler.
Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı,
davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden
yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
3. Kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında denkleştirme
MADDE 230.- Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan
veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise,
tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.
Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi
kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır.
Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine
veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda
denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya
mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.
4. Artık değer
MADDE 231.- Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar
da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu
mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.
Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.
IV. Değerin belirlenmesi
1. Sürüm değeri MADDE 232.- Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm
değerleri esas alınır.
2. Gelir değeri
a. Genel olarak
MADDE 233.- Bir eşin malik olarak bizzat işletmeye devam ettiği veya sağ
kalan eş ya da altsoyundan birinin kendisine bir bütün olarak özgülenmesini
istemeye haklı olduğu bir tarımsal işletme için değer artışından alacağı
pay ve katılma alacağı, bunların gelir değeri göz önünde tutularak hesaplanır.
Tarımsal işletmenin maliki veya mirasçıları, diğer eşe karşı ileri sürebilecekleri
değer artışı payının veya katılma alacağının, işletmenin sadece sürüm
değeri üzerinden hesaplanmasını isteyebilir.
Değerlendirmeye ve işletmenin kazancından mirasçılara pay ödenmesine ilişkin
miras hukuku hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
b. Özel haller
MADDE 234.- Özel haller gerektirdiği takdirde hesaplanan değer, uygun
bir miktarda artırılabilir.
Özellikle sağ kalan eşin geçim koşulları, tarımsal işletmenin alım değeri,
ayrıca tarımsal işletme kendisine ait olan eşin yaptığı yatırımlar veya
mali durumu özel hallerden sayılır.
3. Değerlendirme anı
MADDE 235.- Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar,
tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırlar.
Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın devredildiği
tarih esas alınarak hesaplanır.
V. Artık değere katılma
1. Kanuna göre
MADDE 236.- Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı
üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.
Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık
değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına
karar verebilir.
2. Sözleşmeye göre
a. Genel olarak
MADDE 237.- Artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir
esas kabul edilebilir.
Bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının
saklı paylarını zedeleyemez.
b. İptal, boşanma veya mahkeme kararıyla mal ayrılığında
MADDE 238.- Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine
veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde, kanundaki
artık değere katılmaya ilişkin düzenlemeden farklı anlaşmalar, ancak mal
rejimi sözleşmesinde bunun açıkça öngörülmüş olması halinde geçerlidir.
VI. Katılma alacağının ve değer artış payının ödenmesi
1. Ödeme ve ertelenmesi
MADDE 239.- Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak
ödenebilir. Ayni ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin
icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir.
Katılma alacağının ve değer artış payının derhal ödenmesi kendisi için
ciddi güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini
isteyebilir.
Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına
ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa
ayrıca borçludan güvence istenebilir.
2. Aile konutu ve ev eşyası
MADDE 240.- Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen
eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına
mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma
hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka
düzenlemeler saklıdır.
Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet
hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal
mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde
mülkiyet hakkı tanınabilir.
Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan
birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde
bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri
saklıdır.
3. Üçüncü kişilere karşı dava
MADDE 241.- Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma
alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş
mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan
yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir.
Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri
tarihten başlayarak bir yıl ve her halde mal rejiminin sona ermesinin
üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
Yukarıdaki fıkra hükümleri ve yetki kuralları dışında mirastaki tenkis
davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
MAL AYRILIĞI
A. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
MADDE 242.- Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde
kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.
B. Diğer hükümler
MADDE 243.- İspat, borçlardan sorumluluk ve paylı mülkün özgülenmesi konularında
paylaşmalı mal ayrılığı rejimine ilişkin hükümler uygulanır.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
PAYLAŞMALI MAL AYRILIĞI
A. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
I. Genel olarak
MADDE 244.- Eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı
üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.
II. İspat
MADDE 245.- Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden
kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde
sayılır.
B. Borçlardan sorumluluk
MADDE 246.- Eşlerden her biri, kendi borçlarından bütün malvarlığıyla
sorumludur.
C. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye
I. Sona erme anı
MADDE 247.- Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin
kabulüyle sona erer.
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya
mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde de, mal rejimi dava
tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
II. Malların geri alınması ve paylı malın verilmesi
1. Genel olarak
MADDE 248.- Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.
Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi sona erdiğinde, üstün yararı olduğunu ispat
eden eş, diğer önlemler yanında, eşine payının ödeme günündeki karşılığını
vermek suretiyle paylı mülkiyetteki malın kendisine verilmesini isteyebilir.
2. Katkıdan doğan hak
MADDE 249.- Eşlerden biri diğerine ait olup, paylaştırma dışı kalan bir
malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun
bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa; mal rejiminin sona ermesi
halinde, katkısı oranında hakkaniyete uygun bir bedel ödenmesini isteyebilir.
Aynı istem, paylaştırma dışı kalan malın yerine geçen değerler için de
geçerlidir.
III. Aileye özgülenen mallar
1. Kural
MADDE 250.- Eşlerden biri tarafından paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin
kurulmasından sonra edinilmiş olup ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına
özgülenmiş mallar ile ailenin ekonomik geleceğini güvence altına almaya
yönelik yatırımlar veya bunların yerine geçen değerler, mal rejiminin
sona ermesi halinde eşler arasında eşit olarak paylaşılır. Paylaştırmada
işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir.
Manevi tazminat alacakları, miras yoluyla edinilen mallar ile karşılıksız
kazandırmada bulunanın açık iradesinden aksi anlaşılmadıkça, sağlararası
veya ölüme bağlı tasarruflarla edinilen mallar hakkında bu hüküm uygulanmaz.
2. Paylaşmaya aykırı davranışlar
MADDE 251.- Eşlerden biri, diğer eşin payını azaltmak kastıyla paylaşmadan
önce bir malı karşılıksız olarak elden çıkardığı takdirde hakim, diğer
eşin alacağı denkleştirme bedelini hakkaniyete uygun olarak belirler.
Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası
olmadan olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmaların bu
eşin payını azaltmak kastıyla yapıldığı varsayılır.
Bu tür kazandırmalara ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın
kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırmadan yararlanan üçüncü
kişilere karşı da ileri sürülebilir.
3. Paylaştırma isteminin reddi
MADDE 252.- Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu
eşin payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına
karar verebilir.
4. Paylaştırma yöntemi
MADDE 253.- Paylaştırmanın ayın olarak yapılması asıldır. Buna olanak
yoksa bedel eklemek suretiyle paylar denkleştirilir. Eşlerden birinin
diğerine ödeyeceği bedel, malların tasfiye anındaki sürüm değerlerine
göre hesaplanır. Bu hesaplamada paylaşım konusu malların edinilmesinden
doğan borçlar indirilir.
Denkleştirme bedelinin derhal ödenmesi kendisi için ciddi güçlükler doğuracaksa,
borçlu eş ödemelerin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir.
Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak denkleştirme
bedeline faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan
güvence istenebilir.
IV. Aile konutu ve ev eşyası
1. İptal veya boşanma halinde
MADDE 254.- Evliliğin iptal veya boşanma kararıyla sona erdirilmesi halinde,
ailenin ortak kullanımına özgülenmiş ve eşler arasında eşit olarak paylaşma
konusu olan konutta kalmaya ve ev eşyasını kullanmaya hangisinin devam
edeceği konusunda eşler anlaşabilirler. Konutta kalma hakkını elde eden
eş, bu hakkın tapu kütüğüne şerh edilmesini isteyebilir.
Eşlerin aile konutunda kimin kalmaya ve ev eşyasını kimin kullanmaya devam
edeceği konusunda anlaşamamaları halinde, hakkaniyet gerektiriyorsa hakim,
olayın özelliklerini, eşlerin ekonomik ve sosyal durumlarını ve varsa
çocukların menfaatlerini göz önünde bulundurarak bu hakka hangisinin sahip
olacağına iptal veya boşanma kararıyla birlikte re'sen karar verir; bu
kararında kalma ve kullanma süresini belirleyerek tapu kütüğüne şerhi
için tapu memurluğuna bildirir.
Hakim aksine karar vermedikçe hak, belirlenen sürenin bitiminde kendiliğinden
sona erer. Ancak, bu süre sona ermeden yararlanan tarafın durumunda değişiklik
olması halinde, diğer taraf hakimden, kararın gözden geçirilmesini isteyebilir.
Eşler konutta kira ile oturuyorlarsa hakim, gerektiğinde konutta kiracı
sıfatı taşımayan eşin kalmasına karar verebilir. Bu durumda, kiralayanın
sözleşmeden doğan haklarını güvenceye almak için gerekli düzenleme yapılmasına
iptal veya boşanma kararıyla birlikte re'sen karar verilir.
2. Ölüm halinde
MADDE 255.- Eşlerden birinin ölümü halinde, paylaşma konusu olan mallar
arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ
kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras ve paylaşmadan doğan hakkına
mahsup edilmek ve yetmezse bir bedel eklenmek suretiyle mülkiyet hakkı
tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı halinde sağ kalan eşin veya ölenin diğer yasal
mirasçılardan birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma
hakkı tanınmasına da karar verilebilir.
Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan
birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde
bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hükümleri saklıdır.
BEŞİNCİ AYIRIM
MAL ORTAKLIĞI
A. Mülkiyet
I. Kapsamı
MADDE 256.- Mal ortaklığı rejimi, ortaklık malları ile eşlerin kişisel
mallarını kapsar.
II. Ortaklık malları
1. Genel mal ortaklığı
MADDE 257.- Genel mal ortaklığında eşlerin kanun gereğince kişisel mal
sayılanlar dışındaki malları ile gelirleri ortaklık mallarını oluşturur.
Eşler, ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak sahip olurlar.
Hiçbir eş, ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf hakkına sahip değildir.
2. Sınırlı mal ortaklığı
a. Edinilmiş mallarda ortaklık
MADDE 258.- Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle sadece edinilmiş mallardan
oluşan bir ortaklık kabul edebilirler.
Kişisel malların gelirleri de bu ortaklığa dahildir.
b. Diğer mal ortaklıkları
MADDE 259.- Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle belirli malvarlığı değerlerini
veya türlerini, özellikle taşınmaz malları, bir eşin kazancını, bir meslek
veya sanat icrası için kullandığı malları ortaklık dışında tutabilirler.
Aksi sözleşmede öngörülmedikçe bu malların gelirleri ortaklığa dahil değildir.
III. Kişisel mallar
MADDE 260.- Kişisel mallar, mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişinin karşılıksız
kazandırması veya kanunla belirlenir.
Eşlerden her birinin sadece kişisel kullanımına ayrılmış olan eşyası ile
manevi tazminat alacakları kanundan dolayı kişisel malıdır.
Bir eşin saklı pay olarak isteyebileceği malvarlığı değerleri, mal rejimi
sözleşmesiyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde, mirasbırakanları tarafından
kendisine kişisel mal olarak kazandırılamaz.
IV. İspat
MADDE 261.- Bir eşin kişisel malı olduğu ispatlanmadıkça tüm malvarlığı
değerleri ortaklık malı sayılır.
B. Yönetim ve tasarruf
I. Ortaklık mallarında
1. Olağan yönetim
MADDE 262.- Eşler, ortaklık mallarını evlilik birliğinin yararına uygun
olarak yönetirler.
Olağan yönetim sınırları içinde her eş, ortaklığı yükümlülük altına sokabilir
ve ortak mallarda tasarrufta bulunabilir.
2. Olağanüstü yönetim
MADDE 263.- Olağan yönetim dışında kalan konularda eşler, ancak birlikte
veya biri diğerinin rızasını almak suretiyle ortaklığı yükümlülük altına
sokabilir veya mallarda tasarrufta bulunabilir.
Rızanın bulunmadığını bilmeyen veya bilecek durumda olmayan üçüncü kişiler
için bu rıza var sayılır.
Evlilik birliğinin temsiline ilişkin hükümler saklıdır.
3. Ortaklık malları ile meslek veya sanat icrası
MADDE 264.- Eşlerden biri, diğerinin rızasıyla ortaklık mallarını kullanarak,
tek başına bir meslek veya sanat icra ederse, bu meslek veya sanata ilişkin
bütün hukuki işlemleri yapabilir.
4. Mirasın kabulü veya reddi
MADDE 265.- Eşlerden biri, diğerinin rızası olmaksızın ortaklık mallarına
girecek olan bir mirası reddemeyeceği gibi, tereke borca batıksa mirası
kabul de edemez.
Diğer eşin rızasının alınmasına olanak bulunmazsa veya bu konudaki istem
onun tarafından haklı sebep olmaksızın reddedilirse, istem sahibi eş kendi
yerleşim yeri mahkemesine başvurabilir.
5. Sorumluluk ve yönetim giderleri
MADDE 266.- Mal ortaklığının sona ermesi halinde, eşlerden her biri ortaklık
malıyla ilgili işlemlerden dolayı vekil gibi sorumludur.
Yönetim giderleri ortaklık mallarından karşılanır.
II. Kişisel mallar
MADDE 267.- Eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi kişisel
mallarını yönetme ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.
Kişisel mallara giren gelirler varsa, yönetim giderleri bu gelirlerden
karşılanır.
C. Üçüncü kişilere karşı sorumluluk
I. Ortaklık borçları
MADDE 268.- Eşlerden her biri, aşağıdaki borçlardan kişisel malları ve
ortaklık mallarıyla sorumludur:
1. Evlilik birliğini temsil veya ortaklık mallarını yönetme yetkisine
dayanarak yapılan borçlardan,
2. Ortaklık mallarını veya ortaklık mallarına giren gelirleri kullanarak
bir meslek veya sanatın icra edilmesi nedeniyle yapılan borçlardan,
3. Diğer eş için de kişisel sorumluluk doğuran borçlardan,
4. Kişisel mal yanında ortaklık mallarının da sorumlu olacağı hususunda
eşlerin üçüncü kişilerle anlaşarak yaptığı borçlardan.
II. Kişisel borçlar
MADDE 269.- Her eş, diğer bütün borçlardan kendi kişisel mallarıyla ve
ortaklık mallarının değerinin yarısı kadarıyla sorumlu tutulur.
Ortaklığın zenginleşmesinden kaynaklanan istemler saklıdır.
D. Eşler arasındaki borçlar
MADDE 270.- Mal rejimi eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez.
Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi borçlu eşi, evlilik birliğini
tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacaksa, bu eş ödeme
için süre isteyebilir. Durum ve koşullar gerektiriyorsa hakim, istemde
bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar.
E. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye
I. Sona erme anı
MADDE 271.- Mal rejimi eşlerden birinin ölümü, diğer bir mal rejiminin
kabul edilmesi veya eşlerden biri hakkında iflasın açılmasıyla son bulur.
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya
mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde, mal rejimi dava
tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
Ortaklık mallarıyla kişisel malların kapsamının belirlenmesinde mal ortaklığının
sona erdiği tarih esas alınır.
II. Kişisel mala ekleme
MADDE 272.- Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca
yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş
olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik
veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış
olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın
peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda
kişisel mal olarak hesaba katılır.
III. Kişisel mal ile ortaklık malı arasındaki denkleştirme
MADDE 273.- Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları, ortaklık mallarından
veya ortaklık mallarına ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise;
tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.
Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi
kesime ait olduğu anlaşılamayan borç ortaklık mallarına ilişkin sayılır.
IV. Değer artış payı
MADDE 274.- Bir eşin kişisel malı veya ortaklık malıyla bir başka mal
kesimine giren malvarlığı değerinin edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunmasına
katkıda bulunulmuşsa, edinilmiş mallara katılma rejiminde değer artış
payına ilişkin hükümler uygulanır.
V. Değer belirlenmesi
MADDE 275.- Mal rejimi sona erince, mevcut ortaklık mallarının değerlendirilmesinde
tasfiye anı esas alınır.
VI. Paylaşma
1. Ölüm veya diğer bir mal rejiminin kabulü halinde
MADDE 276.- Eşlerden birinin ölümü veya diğer bir mal rejiminin kabulü
sebebiyle mal ortaklığının sona ermesi halinde, her eşe veya mirasçılarına
ortaklık mallarının yarısı verilir.
Mal rejimi sözleşmesiyle başka bir paylaşma oranı kararlaştırılabilir.
Bu tür anlaşmalar altsoyun saklı paylarını zedeleyemez.
2. Diğer hallerde
MADDE 277.- Boşanma veya evliliğin iptali sebebiyle ya da kanun veya mahkeme
kararı gereğince mal ayrılığına geçiş hallerinde, her eş edinilmiş mallara
katılma rejiminde kendi kişisel malı sayılacak olanları ortaklık mallarından
geri alır.
Geri kalan ortaklık malları eşler arasında yarı yarıya paylaşılır.
Yasal paylaşmanın değiştirilmesine ilişkin anlaşmalar, ancak mal rejimi
sözleşmesinde bunun açıkça öngörülmüş olması halinde geçerlidir.
VII. Paylaşma usulü
1. Kişisel mallar
MADDE 278.- Mal ortaklığının eşlerden birinin ölümüyle sona ermesi halinde
sağ kalan eş, edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel malı sayılabilecek
olanların payına mahsuben kendisine verilmesini isteyebilir.
2. Aile konutu ve ev eşyası
MADDE 279.- Eşlerin birlikte yaşadıkları konut veya ev eşyası ortaklık
mallarına dahil ise, sağ kalan eş, payına mahsuben bunların mülkiyetinin
kendisine verilmesini isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eş veya ölenin diğer yasal
mirasçılarının istemiyle bunlar üzerinde mülkiyet yerine intifa veya oturma
hakkı tanınabilir.
Mal ortaklığı rejiminin ölüm dışındaki bir sebeple son bulması halinde,
eşlerden her biri, üstün bir yararının varlığını ispat etmek suretiyle
aynı istemleri ileri sürebilir.
3. Diğer malvarlığı değerleri
MADDE 280.- Bir eş, üstün bir yararının varlığını ispat etmek suretiyle
diğer malvarlığı değerlerinin de payına mahsuben kendisine verilmesini
isteyebilir.
4. Diğer paylaşma kuralları
MADDE 281.- Diğer hallerde paylı mülkiyet ve mirasın paylaşılmasına ilişkin
hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
İKİNCİ KISIM
HISIMLIK
BİRİNCİ BÖLÜM
SOYBAĞININ KURULMASI
BİRİNCİ AYIRIM
GENEL HÜKÜMLER
A. Genel olarak soybağının kurulması
MADDE 282.- Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur.
Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hakim hükmüyle
kurulur.
Soybağı ayrıca evlat edinme yoluyla da kurulur.
B. Davada yetki ve yargılama usulü
I. Yetki
MADDE 283.- Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum
sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır.
II. Yargılama usulü
MADDE 284.- Soybağına ilişkin davalarda, aşağıdaki kurallar saklı kalmak
kaydıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır:
1. Hakim maddi olguları re'sen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir
eder.
2. Taraflar ve üçüncü kişiler, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan
ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza
göstermekle yükümlüdürler. Davalı, hakimin öngördüğü araştırma ve incelemeye
rıza göstermezse, hakim, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu,
onun aleyhine doğmuş sayabilir.
İKİNCİ AYIRIM
KOCANIN BABALIĞI
A. Babalık karinesi
MADDE 285.- Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak
üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır.
Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik
sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür.
Kocanın gaipliğine karar verilmesi halinde üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi
veya son haber tarihinden işlemeye başlar.
B. Soybağının reddi
I. Dava hakkı
MADDE 286.- Koca, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini
çürütebilir. Bu dava ana ve çocuğa karşı açılır.
Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır.
II. İspat
1. Evlilik içinde ana rahmine düşme
MADDE 287.- Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, kocanın
baba olmadığını ispat etmek zorundadır.
Evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin
sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuk evlilik
içinde ana rahmine düşmüş sayılır.
2. Evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşme
MADDE 288.- Çocuk, evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine
düşmüşse, davacının başka bir kanıt getirmesi gerekmez.
Ancak, gebe kalma döneminde kocanın karısı ile cinsel ilişkide bulunduğu
konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanın babalığına ilişkin karine
geçerliliğini korur.
III. Hak düşürücü süreler
MADDE 289.- Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı
sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten
başlayarak bir yıl, her halde doğumdan başlayarak beş yıl içinde açmak
zorundadır.
Çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak
zorundadır.
Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan
kalktığı tarihte işlemeye başlar.
C. Karinelerin çakışması
MADDE 290.- Çocuk evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde
doğmuş ve ana da bu arada yeniden evlenmiş olursa, ikinci evlilikteki
koca baba sayılır.
Bu karine çürütülürse ilk evlilikteki koca baba sayılır.
D. Diğer ilgililerin dava hakkı
MADDE 291.- Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine
karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hallerinde
kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi, doğumu
ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya
hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl
içinde soybağının reddi davasını açabilir.
Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım, atama kararının kendisine tebliğinden
başlayarak bir yıl, her halde doğumdan başlayarak beş yıl içinde soybağının
reddi davasını açar.
Kocanın açacağı soybağının reddi davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla
uygulanır.
E. Sonradan evlenme
I. Koşulu
MADDE 292.- Evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının birbiriyle evlenmesi
halinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere
tabi olur.
II. Bildirim
MADDE 293.- Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme
sırasında veya evlenmeden sonra, yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin
yapıldığı yerdeki nüfus memuruna bildirmek zorundadırlar.
Bildirimin yapılmamış olması, çocuğun evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin
hükümlere tabi olmasını engellemez.
Daha önce tanıma veya babalığa hükümle soybağı kurulmuş çocukların ana
ve babası birbiriyle evlenince, nüfus memuru re'sen gerekli işlemi yapar.
III. İtiraz ve iptal
MADDE 294.- Ana ve babanın yasal mirasçıları, çocuk ve Cumhuriyet savcısı
sonradan evlenme yoluyla soybağının kurulmasına itiraz edebilirler. İtiraz
eden, kocanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür.
Çocuğun altsoyu da, çocuğun ölmüş ya da ayırt etme gücünü sürekli olarak
kaybetmiş olması halinde itiraz hakkına sahiptir.
Tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
TANIMA VE BABALIK HÜKMÜ
A. Tanıma
I. Koşulları ve şekli
MADDE 295.- Tanıma, babanın, nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu
ya da resmi senette veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla olur.
Tanıma beyanında bulunan kimse küçük veya kısıtlı ise, veli veya vasisinin
de rızası gereklidir.
Başka bir erkek ile soybağı bulunan çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadıkça
tanınamaz.
II. Bildirim
MADDE 296.- Beyanda bulunulan nüfus memuru, sulh hakimi, noter veya vasiyetnameyi
açan hakim, tanımayı babanın ve çocuğun kayıtlı bulunduğu nüfus memurluklarına
bildirir.
Çocuğun kayıtlı bulunduğu nüfus memurluğu da tanımayı çocuğa, anasına,
çocuk vesayet altında ise vesayet makamına bildirir.
III. İptal davası
1. Tanıyanın dava hakkı
MADDE 297.- Tanıyan, yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle tanımanın
iptalini dava edebilir.
İptal davası anaya ve çocuğa karşı açılır.
2. İlgililerin dava hakk
a. Genel olarak
MADDE 298.- Ana, çocuk ve çocuğun ölümü halinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı,
Hazine ve diğer ilgililer tanımanın iptalini dava edebilirler.
Dava tanıyana, tanıyan ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
b. İspat yükü
MADDE 299.- Davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür.
Ana veya çocuk tarafından tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla açılan iptal
davasında ispat yükü, tanıyanın, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide
bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğar.
3. Hak düşürücü süreler
MADDE 300.- Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun
etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın
üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
İlgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası
olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın
üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşer.
Yukarıdaki süreler geçtiği halde gecikmeyi haklı kılan sebep varsa, sebebin
ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.
B. Babalık hükmü
I. Dava hakkı
MADDE 301.- Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini
ana ve çocuk isteyebilirler.
Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından
açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.
II. Karine
MADDE 302.- Davalının, çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü gün ile yüzsekseninci
gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması, babalığa karine
sayılır.
Bu sürenin dışında olsa bile fiili gebe kalma döneminde davalının ana
ile cinsel ilişkide bulunduğu tespit edilirse aynı karine geçerli olur.
Davalı, çocuğun babası olmasının olanaksızlığını veya bir üçüncü kişinin
baba olma olasılığının kendisininkinden daha fazla olduğunu ispatlarsa
karine geçerliliğini kaybeder.
III. Hak düşürücü süreler
MADDE 303.- Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir.
Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer.
Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre,
atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin
olduğu tarihte işlemeye başlar.
Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık
süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.
Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa,
sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.
IV. Ananın mali hakları
MADDE 304.- Ana, babalık davası ile birlikte veya ayrı olarak baba veya
mirasçılarından aşağıdaki giderlerin karşılanmasını isteyebilir:
1. Doğum giderleri,
2. Doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri,
3. Gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler.
Çocuk ölü doğmuş olsa bile hakim, bu giderlerin karşılanmasına karar verebilir.
Üçüncü kişiler veya sosyal güvenlik kuruluşlarınca anaya yapılan ödemeler,
hakkaniyet ölçüsünde tazminattan indirilir. |